doktor  
ba$lik icinde ara

/ 2  

  1. insanları iyileştiren kişi. hipokrat yemini etmiştir.
    (karabasmaizolur, 28.4.2006 14:11)
  2. dediklerini yapıp yaptıklarını yapmayacagımız meslek grubu.
    (abeautifulmind, 4.5.2006 09:10)
  3. milletimiz tarafından kutsal sayılan meslek harbiden de öyledir.

    atatürk:"beni türk hekimlerine emanet ediniz"

    (fake, 4.5.2006 09:24 ~ 23.01.2008 10:46)
  4. tıp fakültesini bitirmiş kişinin aldığı ünvan
    (butterfly, 10.5.2006 11:49)
  5. teoman'ın bir şarkısı
    sözlerini yazayımda meraklar giderilsin

    öyle büyük ki inan doktor içimdeki boşluğum
    ne koyarsam koyayım hiç dolmuyor
    eğer böyle yaşarsam hep aynı acıyı
    bu sıcaklar bile beni donduruyor
    kör bir dilenci vücudunda sigara yanıklarıyla
    ilkbahardan bana bahsediyor
    sardunyalar açıyor diyor, ama ben görmeyeceğim
    ve sizin gibi sevinmeyeceğim
    bekleme salonunda günü geçmiş dergiler
    saçım başım dağılmış, sanki bana benzerler
    doktor, doktor, insanlar hiç bilmiyor
    doktor, doktor, insanlar hiç duymuyor
    doktor, doktor, insanlar hissetmiyor
    doktor, doktor,
    kimse beni sevmiyor doktor
    gerginsin rahatla dedi, çabucak soyunurken kadın
    paramı ver yeter, hiç farketmez adın
    soyunmana gerek yok, bana bir kaç tatlı söz lazım
    uyuyana kadar kal yeter, bitmiş uyku haplarım


    (birlirik, 2.6.2006 20:26)
  6. tusu kazanamayıp pratisyen olarak kalırsanız verdiğiniz emeğin binde birini bile alamayacağınız meslek.
    (of anam nalan, 29.8.2006 00:51)
  7. herhangi bir dalda master ve doktora tezleri geçer not almış insanlara verilen ünvan...
    yalnızca tıp dalında master ya da doktora yapmaya gerek yoktur bu ünvanı almak için, çünkü onlar bütün cefaları çekmiştir zaten...

    (bkz: bu da benim sana ayrılırken hediyem olsun)

    (kajmeran, 29.8.2006 01:14 ~ 22.11.2007 19:41)
  8. latince öğretmen anlamına gelmektedir.
    (jasper, 22.9.2006 13:53)
  9. tıp fakültesinde okuyanları tıp doktoru,hede fakültesinde okuyanları hede doktoru olan,lisansüstü üstü eğitim durumuna sahip kişilere verilen ünvandır.
    (bkz: ph d)

    (asmodeus, 22.9.2006 13:56)
  10. hasta görmekten tüm insani duyarlılıklarını yitirmiş,yurdumun başlıca sigara tiryakileri.
    (deryadil, 2.10.2006 11:47 ~ 20.02.2007 16:08)
  11. fazladan okudukları iki yıl icin kendilerini diger meslek gruplarından üstün görmek gibi saplantılı bir ruh haline sahip ve mecburi hizmet sürelerinde ayrıcalık bekleyen meslek gurubuna mensup kimseler. bu meslekte yeni olanların memuriyet hayatına intibak etmekte zorlandıkları görülse de, zamanla alışmaktadırlar.
    (daagx, 14.1.2007 21:59)
  12. direnç, sabır ve sevgi gerektiren bir meslek.
    (dumanaddict, 14.1.2007 22:03)
  13. gazetecilerden sonra en fazla sigara tüketen meslek grubu..ayrıca (bkz: doktorlar)
    (of anam nalan, 14.1.2007 22:04)
  14. (aeolion, 14.1.2007 22:07)
  15. iğnesi olan kişi.
    (ikinci adam, 14.1.2007 22:22)
  16. tanrının dünyadaki eli
    (chirurgus, 17.1.2007 17:20)
  17. (b, 17.1.2007 17:31)
  18. kesinlikle güvenmedigim, tedavi ettiklerini mezarliklarda buldugumuz, volkan konak'in cerrahpasa türküsünde beddua okudugu, kesip bicmeyi edinmis meslek grubunun askerleri...
    (gelecek de bir gun gelecek, 17.1.2007 17:47)
  19. forward mail şeklinde dolaşan bir yazının kanaatimce türkiyedekileri en iyi anlattığını düşündüğüm meslek grubu..işte o yazı:

    bok yemektir.

    ben tıp okumadım, iyi ki de okumamışım. türkiye'nin baba bir üniversitesinin "eşek bağlasan geçer" denilen bir bölümünde, çimlere ve boğaza karşı işletme okudum. en zorlu zamanım, altı günde yedi finale girdiğim son dönem oldu, uykusuz kaldım, sonra bitti gitti.

    bizim endüstriciler, inşaatçılar, makineciler, bilgisayarcılar vardı. bilgisayacılar bir hafta proje kasar uyumazlardı. endüstriciler triple integrallerle kafayı çizerlerken, inşaatçıları ve makinecileri bitiren dinamikti. hepsi çalıştı, çabaladı, sabahladı. sonra onlarınki de bitti. gitti.

    ama onunki bitmedi. biz mezun olup keplerimizi havaya fırlattığımızda, o hala kafam kadar ingilizce pediatri kitaplarıyla boğuşuyordu. dahiliye stajlarında, geceleri, yüzüne sıçramış kanı bile silemeden, hastanenin bir köşesinde, kahve ve sigara eşliğinde kendine gelmeye çalışıyordu.

    ortalama iki ayda bir görüşüyorduk. bazen üç dört aya çıkıyordu süre. ben işe başladım, telefonla aradığımda geceleri, o ya yurdun çalışma salonunda ya da hastanenin kantininde oluyordu. ya binlerce sayfa notla uğraşıyor, ya da yoğun bakımdaki hastaların başında oluyordu. sonraki iki sene böyle geçti.

    ben üniversiteme bayılmazdım, ama mezuniyet töreninde yine de kepimi fırlattım. o kendi törenine gitmedi, "altı sene ebemi bellediler" dedi, "sevinecek hiçbir şeyim yok". ben mezun olduğum gün, sözleşmemi imzalamıştım. o mezun olduğunda bir işi yoktu. dahası bir diploması da yoktu. sağlık bakanlığı diplomasına el koymuştu. ya tus'u kazanacak ya da zorunlu hizmete gidecekti.

    benim arkadaşlarım -yani mühendisler, avukatlar, işletmeciler- üniversitede, hadi bilemedin üniversiteyi bitirdiklerinde nişanlandılar, işlerini yoluna koyup yuvalarını kurdular. bir doktorla birlikteyseniz böyle bir şansınız yoktur. çünkü üniversite bittiğinde aslında hiçbir şey bitmez. söylediği gibi, "sevinecek bir şeyiniz yoktur".

    mezun oldu ve aylarca ders çalıştı. sonra tus'a girdi, olmadı. zorunlu hizmet kurasında kars'ı çekti, doğunun parisi kars. doğuya gitmekle sorunu olan bir insan değildi zaten, gitti.

    doğu nedir bilir misiniz? ben bilmem, ama o anlattı. doğu, hiçbir aletinizin olmadığı hastanelerde tanı koyabilmek için insanüstü çaba sarfetmektir. gerekli araçlar olmadan hastanızı iyileştirmeye çalışmaktır. doğu, ambulans depolarında benzin olmadığı zaman sevki gerçekleştirmek için hasta yakınlarından ambulansa benzin almasını beklediğiniz yerdir. hasta yakınlarının parası yoksa doktorun üzerine yürümesidir. doğu, aşı yapmak için jilet gibi kayalara tırmanmak, dağ köylerine çıkmak, sonra da aşı yaptığınız çocukların ailelerinden azar yemektir. doğu, devletin götürmediği her türlü hizmetin sorumlusu olmaktır. halkın gözünde devlet olmaktır, devletin beceremediği her şeyin müsebbibi olmaktır.

    döndüğünde tus'u kazanmıştı, üniversite hastenesinde uzmanlığa başladı. evlendik. haftada iki gece, penceresi olmayan, buz gibi bir laboratuvarda nöbet tutuyordu. buz gibiydi, çünkü yan depodaki ilaçlar bozulmasın diye soğutuluyordu bütün bölüm. yazın sıcağında, o, tepesinden esen rüzgarla hasta oluyordu. gecenin bir yarısı gelen kanlara bakıyordu, esrar aldıklarından şüphenilen ve yaka paça getirilen askerlerin idrarlarına. zırıl zırıl çalan telefonlara koşuyordu, zehirlenenlerle, intihar edenlere boğuşuyordu.

    o benim eşim. haftada iki gece görmediğim, haftada iki gece nöbet tutan, ve sonra ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi işine devam etmesi beklenen eşim. nöbet tuttuğu saat başına 1 ytl 66 kuruş alıyor.

    evliliğimizin ilk yılları, onun hayatının en güzel yıllarında yaşadığı travmayı atlatmasına yardım etmekle geçti, yaraları sarmakla. biz 300 sayfalık kitaptan korkarken, o mezun olduğunda 15000 sayfa notu çöp torbalarına doldurup atmıştı. geri kalan kitaplar şu an üç kütüphaneyi doldurmuş şekilde evde duruyor.

    bu sene uzmanlığını alacak. devlet uzmanlık diplomasına el koyacak, çünkü bir daha zorunlu hizmete gitmesi gerekiyor. uzman olarak çalışmaya başladığı zaman maaşı düşecek. ondan sonra askere gidecek ve orada nöbet tutmaya devam edecek. sonra gelecek, 35 yaşında, hayatı yarılamış bir insan olarak, geri kalan yıllarını huzur içinde geçirmesi umulacak.

    benim eşim bunu yapmayacak, çünkü uzman olduğu gün doktorluktan istifa ediyor. hayatının 11 senesini bu işe adadı ve istifa ediyor, çünkü artık acı çekmenin anlamsız olduğuna karar verdi. böylece, türkiye bir "kendini tanrı sanan cibiliyetsiz bir doktordan" kurtulmuş olacak, bayram edebilirsiniz. istifa ediyor, çünkü evlendiğimizin haftası eve tüp takmaya gelen usta "sen doktor olmuşsun ama ben senden daha fazla kazanıyorum, keyfim de tıkırında" dedi ona. istifa ediyor, çünkü ondan 150 puan daha düşük alan insanlar hayatlarını yoluna koydular, evlerini aldılar, çocukları 3-5 yaşına geldi.

    istifa ediyor, çünkü erken ölmesinden korktuğumu biliyor.

    istifa ediyor, çünkü 11 senede şunu anladı: türkiye'de doktor olmak bok yemek ve o boku bütün sevdiklerine sürmektir...

    (of anam nalan, 30.1.2007 14:01 ~ 25.11.2007 00:26)
  20. (pulbiber, 13.6.2007 22:23)
  21. en kutsal mesleklerden biri. hayatımızı ellerine teslim ettiğimiz insanlar
    (gentleman, 16.6.2007 11:38)
  22. (bkz: tabip)
    (lindor, 16.6.2007 11:44)
  23. (perileyn, 16.6.2007 18:02)
  24. (bkz: doktor bilal)
    (fingolfin, 3.7.2007 00:49)
  25. sözleri $akir aslan'a , müziği murat $enpınar'a ait hakan ta$ıyan $arkısı. ümit ya$ar da fena okumamı$tır ama hakan ta$ıyan'a da yakla$amamıştır.

    caresiz derdimin sebebi belli
    dermani yaramda arama doktor
    $ifa bulmaz gönlüm senin elinden
    bo$una benimle ugra$ma doktor

    a$k yarasi bu, ilac kapatmaz
    verdigin teselli beni avutmaz
    dermani yardadir, sende bulunmaz
    bo$una benimle ugra$ma doktor
    dokunma benim gönül yarama
    dokunma doktor

    bedenimde degil kalbimde derdim
    tek ali$kanligim, bir zalim sevdim
    sen cekil yanimdan, sevdigim gelsin
    bo$una zamani harcama doktor

    (karabela21, 15.7.2007 21:04)
  26. / 2