/ 2
/ 2
k: abla çocuk doğurmak nasıl? çok acıyor mu?
a: bir tane bıçak düşün. kocaman, tırtıklı...sonra onu sokup çevirdiklerini düşün.
k: yapma ya o kadar kötü mü?
a: ha yok. o sadece sancılar... bebek çıkarken yaşanan acıyı anlatmaya söz bulamam.
doğum
anası bir oğlancık doğurdu bana;
kaşsız, sarı bir oğlan,
masmavi kundağında yatan
bir nur topu, üç kilo ağırlığında.
benim oğlan
dünyaya geldiği zaman,
çocuklar doğdu korede,
sarı ay çiçeğine benziyorlardı.
makartır kesti onları,
gittiler ana sütüne bile doymadan
benim oğlan
dünyaya geldiği zaman,
çocuklar doğdu yunan zindanlarında,
babaları kurşuna dizilmiş.
bu dünyada ilk görülecek şey diye
demir parmaklığı gördüler.
benim oğlan
dünyaya geldiği zaman
çocuklar doğdu anadoluda,
mavi gözlü, kara gözlü, elâ gözlü bebeklerdi.
bitlendiler doğar doğmaz
kim bilir kaçı sağ kalır mucize kabilinden.
benim oğlan
benim yaşıma bastığı zaman,
ben bu dünyada olmıyacağım,
ama harikulâde bir beşik olacak dünya,
siyah,
beyaz,
sarı
bütün çocukları
sallıyan
mavi atlas döşekli bir beşik.
makartır - (mac arthur): amerikan generali. 2. dünya savaşında
asya'daki amerikan ordularının kumandanlığını yaptı. asya halk-
larına karşı yürüttüğü baskılarla ün saldığı (!) için amerikan hükü-
meti tarafından kore savaşının kumandanlığına da atandı.
sonrasındaki gidiş seçtiğin yolla alâkalı. gerçi seçmek de neye göre şimdi? pamuk döşeli yolları serdiler ayaklarımıza da biz mi yürümedik o yollardan diyeni haklıdır. seçmediğin bir biçimde doğar kısmî seçimlerle yol alırsın/aldırırlırsın ne de olsa. ah tanrım bu elma tamam ekşi de ben tatlı görünümlü ekşi elma istiyorum, içim çeksin ama hayalim kırılsın istiyorum diye manyaklaşanı da vardır, bi parça ekmek... ne olur diyeni de. bir kanguru olarak doğanı da var senin benim gibi insan olanı da. şimdi kimse sormadı bana kanguru mu insan mı olmak istersin diye diye sorar insan kendine bazen. ama işte hikmet denen ulaşılmaz şey. ne ilahiyane tanrım... ne ötelerden ahkam keser bizlere. ama hepsinin de yollandığı kapı aynı, cesetlenip doğmak, aktmak zamanı dışından, zamanı kütlene bağlı bir biçimle değerlendirirken zamansızlığı istemeye mahkum edilmiş olmak her doğanın kaderi. kader. cüzî'si ve ki küllî'si de iradenin kaderin konturlerini çizip içini doldurmak gibi ayrı misyon üstlenmişlerdir bir şekilde... külli cüziyi kapsayarak yine hikmete vardırırmış bir yanını.
doğumdan açılan kapıların karanlıklarını daha çok görüyorum, içim kara, içimi kararttım kendi ellerimle. boyadım tüm koyu tonlardan ne varsa elimde. kopkoyuyken doğum midemi bulandırıyor açıldığı koyuluklar yüzünden. neden diye sormalardan "inhibite" edilmiş beynimi kurtaramamak külli'nin işi. eyvallah ne diyeyim. susmam en gereklidir şu demde.
bir devri kapatıp, bir devri açan olaydır aslında.
düşünsene bedenin, bazen nefret ettiğin, kimi zaman şefkatle okşadığın bedenin nelere kadir..!
tabi kudretini ufacık bir varlık üzerinde denemek de senin mayandaki bencillik, yapacak şey yok!
"ne doğurması yahu, 21. yüzyıla bebek mi doğurulur" yalanına sığınmak kadar bayağı bir şey yok hem...
bilirsin ki senin entel bedenin yumurtlamasa da başka başka anneler bir kapıda sekiz çocuk doğuruyor...
doğum,
mucize. ötesi boş!
(bkz: nczntube -> http://www.youtube.com/watch?v=7WXkm8OXgzA&feature=related)
(bkz: kız olursa anası oğlan olursa babası)
site içerisinde yazılanların hicbiri dogru degildir. 18 ya$ alti icin kullanimi sakincali olabilir. içerisinde bulunan tüm kaynaklar nacizane sözlük platformuna ait olup, kopyalanması veya başka yerde kullanılması kesinlikle yasaktır.
ileti$im: nacizaneseyler[@]gmail.com