/ 2
/ 2
kent
dedin, "bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim.
bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet.
yazgıdır yakama yapışır neye kalkışsam;
ve yüreğim gömülü bir ceset sanki.
aklım daha nice kalacak bu ülkede.
nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam
hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma,
yıllarımı kıydığım boşa harcadığım."
yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler
bulamayacaksın.
bu kent peşini bırakmayacak. aynı sokaklarda
dolaşacaksın. aynı mahallede yaşayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
bu kenttir gidip gideceğin yer. bir başkasını umma --
bir gemi yok, bir yol yok sana.
değil mi ki hayatını kıydın burada.
bu küçük köşede, ona kıydın demektir bütün dünyada.
başka diyarlara, başka denizlere giderim dedin.
bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.
daha ne kadar çürüyüp yıkılacak aklım?
nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın
yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. dolaşacaksın
aynı sokaklarda... ve aynı mahallede yaşlanacaksın
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
hep aynı kente varacaksın. bir başka kent bekleme sakın,
ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
yıktın onu, işte yok ettin onu yeryüzünde...
5 adet sıralı ancak farklı renkli karttır.
eşitlik durumunda, en büyük kartın değerine bakılır. bu kart aynı ise kartın rengine bakılır.
kaynak: (bkz: http://www.turkvegas.com)
kentleri uygarlığı (medeniyeti) oluşturan en önemli yapı olarak görmekteyiz. kent yerleşik yaşamın doğurduğu en gelişmiş toplumsal örgütlenme ve yaşama biçimidir (idari, askeri, siyasi, dini, kültürel ve sanatsal açıdan). kent yaşamının ilk nerede ve ne zaman başladığı tartışmalı bir konudur. bu konuda iki görüşün ağır bastığını görmekteyiz. birinci görüşün temsilcisi olan j. de morgan susda yaptığı araştırmalar sonucunda yerleşik yaşamın ön asya kültür bölgesinde bulunan elamda başladığını öne sürmüştür. frankfortun da bu görüşü desteklediği bilinmektedir. ikinci görüşün temsilcileri olan pumpelly, dr. hezfeld ve gordon childe gibi bilim adamları ise ön asya bölgesini önemli görmekle birlikte ilklim koşullarından kaynaklı olarak yerleşik yaşamın ön asyada olamayacağını ileri sürüyorlardı. onlara göre yerleşik yaşamın kaynak noktası orta asya (türkistan) bölgesiydi. ön asya uygarlıkları (sümerler gibi) da orta asyaya dayanmaktaydı. orta asyadan ön asyaya olan göç dalgasında ilklim temel belirleyen olmuştur .
çeşitli toplumlarda kenti ifade etmek üzere farklı terimlerin kullanıldığını görmekteyiz. site (cite latince cıvıtastan gelir, city ingilizce), polis (latince politiadan gelir. greklerde hem şehir hem devlet anlamına gelmektedir. devlet ve şehir birlikte düşünülmüştür), happira-happria (hitit dilinde takas etmek, ticaret yapmak, vermek anlamlarını içeren hap fiilinden türetilmiş olabileceği düşünülüyor), şehir (farsça şehr den gelmektedir. egemenlik, egemenlik sahası anlamlarına gelir). medine(arapçada kent anlamına gelmektedir), kent (sogdca kanthdan gelir) gibi terimler hangi uygarlığın ürünü olursa olsun temelde ortak bir anlama sahiptir .
soysal bilimciler kent ve kent kuruluşunu açıklarken bazı teoriler çevresinde konuyu ele almışlardır. bu açıklamalarda kent açısından genelde aşağıdaki şu unsurların belirleyici olduğunu görmekteyiz.
a. artı ürün.
b. ekonomi.
c. savunma ve güvenlik. (askeri güç)
ç. din.
bu unsurlar, kentlerin nasıl kurulduğunu ve toplumsal yapının nasıl oluştuğu çevresinde temel belirleyen olmuştur. örneğin, çatalhöyük yerleşmesinin askeri kurama göre savunma fikri etrafında geliştiği söylenmektedir. evlerin girişinin damdan olması bu savı destekler niteliktedir. mısır ve mezopotamya kentlerinin gelişmesinde suyun ve tarımın rol oynaması temel belirleyendir. kudüs kentinin kurumasında ve gelişmesinde dinin temel belirleyici olduğunu görmekteyiz .
bu açıdan doğanın ve coğrafyanın kaderini belirlediği istanbul kenti bütün bu kuramları içeren karma bir kent yapısına sahiptir. bunu açıklayacak olursak, istanbul megaralılardan osmanlıya ve günümüze kadar süren bir ticaret potansiyeline sahiptir. istanbulun haliç gibi bir doğal limana sahip olması kentin kaderini belirlemiştir. bu yönden ticaret üzerinden gelişen ekonomi kentin kurulmasında ve gelişmesinde belirleyen olmuştur. (özellikle galata ve kapalıçarşı bölgesi haliç limanına bağlı olarak denizden yamaca-tepeye doğru gelişmiştir. tarihsel süreç içerisinde bu akslarda ticaret yapıları ve dini yapılar gelişim göstermiştir.) halicin sağlamış olduğu güvenlik, gerek sur sistemleri gerekse de boğazın varlığı, güvenlik ve savunma ve askeri açıdan, kentin kurulmasında ve gelişmesinde belirleyen olduğunu görmekteyiz. yine dinin kent kuruluşundan, gelişimine bu kent için belirleyen olduğunu görmekteyiz. hıristiyanlığın devlet dini olarak kabul edildiği ilk kent olması, kadıköy gibi konsillerin bu şehirde toplanması, ortodoksların dini merkezi olan patrikhanenin varlığı ve halifeliğin merkezi olması bu kenti kutsal kılmaktadır. bu nokta dinin kent kuruluşunda ve gelişmesinde belirleyici bir etmen olduğunu göstermektedir.
buradan şunu anlıyoruz ki, uygarlığı oluşturan temel başatlar olarak ekonominin, askeri gücün, kültürün (sanat, felsefe, edebiyat, din ve ahlak gibi değerler sistemi) kentin temel belirleyicileri olduğunu görmekteyiz.
kent, meydan ve külliye ilişkisi üzerinden ele almaya çalışacağımız konunun, ana nüvesini meydan ve külliye oluşturmaktadır.
(kendi yazdığım makalelerden derlemedir)
ve bir aralar tombalacılarin lafıdır
''kent var marlboro var''
marlboro'nun yurtdısında köylüler tarafından icildigi zamanlarda kentte burjuva sigarasi imis.
site içerisinde yazılanların hicbiri dogru degildir. 18 ya$ alti icin kullanimi sakincali olabilir. içerisinde bulunan tüm kaynaklar nacizane sözlük platformuna ait olup, kopyalanması veya başka yerde kullanılması kesinlikle yasaktır.
ileti$im: nacizaneseyler[@]gmail.com